Aşk & Film – Hareketli Film ve Aşk Gifleri

111

Peki aşk mı? Sevgi mi? Tutku mu?
Bence hepsi birbiriyle evli (gülüyor). Birbiriyle çok ilişkili şeyler. Önce tutku, sonra aşk ve en sonunda sevgi. Tıpkı aşık olmanın türlü türlü halleri gibi. Aşkın tanımında hepsi olmalı. Gerçek aşkta, birinin olmaması büyük eksiklik

Hareketli Film ve Aşk Gifleri

Senaryo elime geldiği andan itibaren benim için macera başladı. Önce korktum, böyle bir şeye nasıl cesaret edeceğim diye. Sonra hocam Devrim Yakut, bana yol gösterdi. Biraz daha cesaretlenip Altı Nokta Körler Derneği’nde ciddi bir zaman geçirdim. Oradaki arkadaşlarım bana çok şey gösterdi. 

TUTKU-AŞK-SEVGİ

Papatya tarlası…
Bir papatya tarlası düşün..
İlkbahar ayı..
Ve sen, onun yanından geçen yolda
yürüyorsun… Ve o papatya tarlasında
bir papatya dikkatini çeker..
Binlercesinden birisidir ama sen,
onun yanına gidersin..
Onda seni çeken bir seyler vardır..
O papatyayı olduğu yerden koparırsın..
Sadece senin olsun istersin, sadece senin..
Öleceğini düşünmeden. Ve gidersin o tarladan…
İçindeki şiddetin durduramadığı bir bencillik
ama bir o kadar güzel ve hapsedici.
İşte bu TUTKU…

Yine o tarlanın
kenarındaki yolda yürüyorsundur..
Yine milyonlarcası arasında
bir tanesi seni çeker..
Yaklaşırsın, yanına gidersin o papatyanın..
Gözlerin başkasını görmez olur o an.
Onun için herşeyi yapmak istersin…
Dokunmak istersin.. Dokunamazsın,
orda, onunla ölmek istersin.
Ama birden hafif bir rüzgar eser ve
bir başka güzel çiçek kokusu gelir burnuna..
Dayanamazsın onun kokusuna..
Unutturur herşeyi bir anda
ve o kokunun geldiği yöne gidersin..
O papatya orda kalmıştır,
yüreğinin bir kenarında..
Paylaşılmamıştır bi çok şey..
Unutulmaz belki
ama geri de dönülmez ona..
İşte bu AŞK…

Yine o yoldasın..
Papatya tarlasının yanından geçen..
Ve yine bir papatya …
Milyonlarcasının içinde seni çeker..
Gidersin yanına..
Orda kalakalırsın..
O hiç ölmesin diye her şeyi yaparsın..
Tüm gücünle onunla olmak istersin..
Oradan seni koparacak hiç
bir güç olmadığına inanırsın..
Ve orda onunla ölene kadar birlikte kalırsın…
İşte bu da SEVGİ…

 

 Üzerine nice şarkıların, şiirlerin, romanların yazıldığı, uğruna nice acıların çekildiği, var olduğu an dilimleri için baş döndürücü hazların yaşandığı bir duygu şu aşk denilen şey.Herkesin istediği ama çok az kişinin ne olduğunu bildiği bir kavram: sevgi. Ne olduğu pek bilinmediği için de başka duygularla sıklıkla karıştırılan bir şey. Kadın-erkek ilişkileri içinde en çok karıştırılan kavramlar aşk, sevgi, tutku ve alışkanlık. Özellikle aşkı ya da tutkuyu sevgi sanan insan o kadar çok ki.

Aşk

Genellikle birdenbire hissedilen bir duygudur. İçinde heyecan, karmaşa, cinsel çekim vardır.

Aşık olunan kişiyi düşünmek bile insanın içinin heyecanla dolması için yeterlidir. Aşk, zamanla oluşan bir duygu olmadığı için, çiftler birbirlerini yeterince tanımaya fırsat bulamazlar.

Aşık olunan kişiye, kişinin gerçek özelliklerinden çok, aşığın kendi kafasında oluşturduğu, görmek istediği özellikler yakıştırılır. Aşk kapıdan içeri girdiğinde mantık pencereden dışarıya çıkar.

Kişi duygularının pençesindedir artık. Tüm beklentilere karşılık verecek kişinin o olduğu düşünülür. Aşkın gözü kör olduğu için de sevgili kusursuzdur. Aşık olunan kişiyi bir an bile olsa görmek için saatlerce beklemek ya da kilometrelerce yol kat etmek olağan davranışlardandır.

Her telefon çalışında yüreği hoplar insanın. Nihayet bu kez gerçek aşk çıkmıştır karşısına ve sonsuza dek sürecektir. Romantizm had safhadadır. Düşüncelerin
gerçeklerle pek ilişkisi yoktur. Çiftlerin her biri, kendi hissettiklerinin diğerinden daha fazla olduğunu düşünür.

Bu yüzden de kaybetme korkusuyla kıskançlık duyulur sevgiliye. Ve korkulan şey eninde sonunda başa gelir. Zaman geçtikçe, maskeler indikçe, kişilerin gerçek
yüzleri ortaya çıktıkça aşkın heyecanı azalmaya başlar. Sen değiştin diye suçlamalar başlar.

Biri, uzaklaşmaya başlar yavaş yavaş, diğeri kaybetmenin paniğiyle acı çekmeye başlar. Tekrar eski günlere dönmek için verilen çabalardan bir sonuç alınamayınca, kişinin olgunluk düzeyine göre duygular, nefrete, intikama, tutkuya ya da kabullenmeye dönüşür.

Aşkın sevgiye dönüşme oranı azdır. Bu da ancak kişilikleri gelişmiş insanlar arasında mümkündür. Çünkü zaten kendi içlerinde bütünlük kazanmış insanların, başından itibaren aşka yaklaşımlarında korkuya yer yoktur. Beklentilere de, illüzyonlara da. Aşkın doğasında kalıcılık yoktur.

İnsanlar bunu bilmedikleri ya da kabullenemedikleri için acı çekerler. Aşk hala sürüyorsa sevgiye dönüşerek sürer.

Tutku

Genellikle tek taraflıdır. Tutku bencildir, tutku esarettir, tutku vazgeçilmezdir. Sağduyunun hiç mi hiç olmadığı yok edici bir duygudur. Kişi kendisine zarar verdiğini bile bile sürdürür tutkusunu. Aşk cinayetleri diye adlandırılan şey tutkudan kaynaklanır.

Kişi putlaştırdığı, asla erişemeyeceğini bildiği objeye olan saplantısını, sevdiğini sandığı kişiye zarar verme pahasına sürdürür. Zaman tutkuyu geçirmez. Yalnızca bastırabilir. Ama yıllar da geçse, objeyle karşılaşıldığı an yine baş kaldırmaya hazırdır. Saldırgan yönü ağırlıklı olan bu duygu, saldırı, kişinin kendisine yönelmişse intihara, tutkunun objesine yönelmişse cinayete kadar varabilir.

Sevgi sanılan duyguların en tehlikelisi ve tüketici olanı budur.

Alışkanlık

Hani kırk yıl bir yastığa baş koyup da birbirlerine bir kez bile Seni seviyorum sözünü söylemeyen çiftler vardır ya da partnerleri Beni hala seviyor musun? diye sorduklarında, Sevmesem bunca yıl seninle beraber olur muydum? yanıtını verenler vardır ya, işte bu tür uzun süreli birlikteliklerin temelinde sevgi değil, alışkanlık yatar.

Birbirlerine karşı yoğun ilgi duymadıkları halde, boşluğu dolduracak başka biri olmadığı için birlikteliklerini sürdüren, yalnız olma cesaretinden yoksun, özgüvenleri gelişmemiş, yeniliklere açık olmayan çiftlerin, ihtiyaç
ortaklığıdır. Alışkanlığa dayanan ilişkilerde tekdüzelik, tembellik, yaratıcılıktan yoksunluk vardır.

Alışkanlığa dayanan ilişkiler, yerine konulabilecek yeni bir alışkanlık doğduğunda bitebilir. Yalnızlık korkusu yüzünden, mutlu bir beraberlikleri olmadığı halde, ayrılmayı göze alamayan çiftler bu gruba girerler.

Yani tek kişilik yalnızlıklarını paylaştıklarını sanırlar. Ama alışkanlık, yalnızlığın paylaşıldığı illüzyonunu yaratır. Yani iki kişilik yalnızlıkların.


TUTKU (çarpık sevgi): İnsanı mahkum eden duyguya sevgi denmez TUTKU denir.

Sevgi ise özgürlüğün üst sınırıdır. Bu ikisini birbirine karıştırmamak
gerek.Sevgiyle tutku,birbirinden tamamen farklı şeylerdir.Sevmek karşılıklı
gönülde olmaktır.

Tutku ise bir şeye kapılmaktır,bir sele bir kalabalığa, bir rüzgara kapılır
gibi kapılmak,Sevmek özgür kılar,tutku tutuklar, sözüm;tutkusunu sevgi
zannedenlere.Elinizi kolunuzu bağlayan, iradenize söz hakkı tanımayan
bilakis onu esir alan,aklınızın dizginlerini eline geçiren sizi uysal bir
binek gibi istediği gibi istediği tarafa sürükleyen şey,en büyük özgürlük
demek olan sevgi olabilir mi?

Tutkunun bir türü de tiryakiliktir. Bir tiryaki bana tiryakisi olduğu şeyi
sevdiğini söylüyorsa ben bunu tutku olarak anlarım ve onun tutkuyu sevgi
sandığı sonucuna varırım. Bu tiryakilik her zaman aynı şeyde ortaya
çıkmaz,farklı farklı şeylerde tezahür edebilir.

Aşk zannedilen bu hissin güçlü olması sevginin şiddetinin ölçüsü değil daha
önceki yalnızlık derecesinin büyüklüğüdür.
Platonik aşklar genelde hayal gücüyle orantılı olarak büyürler.Bu tip
sevgilerin çoğu hayali sevgidir ve pratiğe dönüşünce onun aradığı sevginin
kendisi değil şöhreti olur, sevgiyi sadece bir avuntu aracı olarak
kullanmaktadır.

Bu tip sevgilerin diğer bir boyutu da, insanın kendi sorunlarını çözmek
yerine kendi gerçeklerinden kaçmak için başkalarıyla ilgileniyor görünmeyi
seçmesi, kendi sorunlarının tümü yüzüstü dururken sevdiğini zannettiği
insanın sorunlarını çözmeye çalışır ve bunun adını da fedakarlık koyar. İşte
bu insanın kendisinden kaçışıdır. Tabi ki sonuçta hiç bir sorun çözülmüş
olmaz.

Cinsellik, alkol,uyuşturucu, mecnunluk ve serserilik aşkın doğal bir sonucu
olarak gösterilir çarpık sevgide. Aslında bu kocaman bir aldatmacadır.
Bunlar olsa olsa doyumsuz birinin kendisini içine atıp kaybolacağı bir
girdaptır . Bütün bunlar sevgi ve aşk değil tutkunun farklı yansımalarıdır.

 
Böyle birinin maşukuna bakması bir tiryakinin tiryakisi olduğu şeye bakması
gibidir. Yalnızlığını içki şişesindeki balık olma düşüncesiyle gideren bir
ayyaşla yalnızlığını bir kadının cinselliğinde giderme düşü gören bir
tutkunun ruh halleri bir birinden farklı değildir. Buna da bencillik
denir.Bencil kişi aslında değil başkasını kendisini bile sevemez.. Çünkü
bencillik kendi kalbi beceriksizliğinin üzerine egosunu giydirmektir.

Çağdaşlık edebiyatı yapan insanların hastalıklarından biride sevmeye değil
beğenilmeye, sevilmeye çalışması, bunun için olmadık kılıklara girmesi, bir
yığın maske edinmesi, insanlara gerçek yüzünü değil maskeli yüzünü
göstermesi ve sonunda maskesini kendi gerçek yüzü sanmasıdır.

Romanlara, filmlere konu olan ve adına büyük aşk denilen çarpık sevgi bir
tür tapınışa kapı aralıyor, tutkuda taraftar birbirilerini sevme değil
birbirlerine tapınma yarışına girince aşk bir fetişizme dönüşüyor. Bunun
üzerine bina edilen bir sistem insana ruh açlığını fark ettirmemek için
habire oyuncak üretiyor.

Aile bağlarını, toplum bağlarını,sosyal erdemleri zayıflatıp yok ederek
bireyi önce yalnızlığa itiyor,ardından yalnızlığını hatırlayıp onu yenmeye
çalışanların rotasını saptırıyor,ona yaşına göre oynayacağı oyuncaklar imal
ediyor. O zavallı da bunları değiştire değiştire oynuyor, oyalanıyor.

 

 

 

 Bu
oyuncaklar ona yalnızlığını geçici bir süre unutturabilir,bir uyuşturucu
etkisi yapabilir. Asıl tehlike bu oyuncakların ardındaki gizli maksadı
göremeyip onlara güvenerek insanın sevebilecek yönlerini yok
etmesidir.Böylesi bir toplumda insanlar arası ilişkilerdeki illetler sevgi
değil menfaattir.

 

 

 

Herkes bu ilişkilerdeki yapmacık kibarlığa budalaca
katlanmak zorundadır. Katlanmak ne demek kendiside aynı oyunu karşısındakine
karşı oynamak zorundadır. Sevginin oluşturmadığı ilişkiler tüketim,
gösteriş,reklam ve sahtekarlıktır.

Bireyi makina’nın bir parçası haline getiren Kapitalist sistem, insanın
şahsiyetini hedeflemiştir. Onu en şerefli makamından indirip eşyalaştırmak
ve eşyayı da onu indirdiği makama geçirmek ister. Senden kutsadığı eşya için
var olmanı ister.

Böyle biri için sevgi karın doyurmayan bir ayrıntıdır. Artık o her şeye
midesinden baktığı için her şey orayı doldurduğu oranda yada bir eşya gibi
tepe tepe kullandığı oranda kıymetlidir.

Bu tür sevgiler tüketicidir.İlleti de şehvettir. Şehvete dayalı cinsel sevgi
aslında arzunun aklı ve duyuları hükmü altına alıp kalbi yanıltmasıdır.
Bunun benzeri hayvanlarda görülür. Bu tip bir arzu tatmin edilmezse ihtirasa
dönüşür.

Tatminde hiç bir kural tanımayacaksın teziyle Freud,kapitalizmi piko-sosyal
alana taşırken Darvin de bu bilimsel sömürü korosuna en güçlü olan yaşamını
sürdürür teziyle katıldı. Zaten hayatı tesadüfle açıklayandan başka türlüsü
beklenemezdi. Böylelikle hayat düzeninin dinamiği hak değil güç olmuş
oluyordu.Kaba kuvvet, hayatın kaynağına kocaman cüssesi ile gelip
kuruluveriyordu.. Böylece bu sömürü çarkını biyolojik alana taşımış
oluyordu.

Ağababaların dünyayı daha iyi sömürebilmesi için insanların aklını fikrini
uçkuruna takma uğraşıydı bu. Sonuçta ikisi de sevgiyi hedef alıp aynı hedefe
ateş ettiler.

Tarihte sevgiyi katleden bir çok düşünce, yaşam biçimi ve sistem gelmiş
geçmiştir. Fakat insanlığın değişmez değerlerini maddeye dönüştüren tahvil
eden fazilet ve sevgiye dayalı bir ahlakı yıkıp maddeye dayalı bir ahlakı
ikame eden sevgi, vefakarlık, samimiyet gibi erdemlerin yerine, gösteriş ve
iki yüzlülüğe dayalı diplomasiyi yerleştiren kapitalizm gibisi gelmemiştir.

 
Reklam ve propagandaya dayanan çağdaş dünya kapitalizm sistemi, sevgi gibi
maddeye dönüştürülemeyen değerlere düşmandır.Onu yok etmeyi bunu beceremezse
tahrip etmeyi amaçlar.

 

 

 

Onu yok etmeyi beceremez çünkü sevgi yok edilemez,
ikincisinde yani sevginin tahrip edilip sahte sevgileri bol reklamla
pazarlama işinde başarılı olmuşlardır. Fuhuşun, çarpık ilişkilerin ve
maddeperesliğin adını aşk ve sanat koymayı başarmışlardır. Bu sayede sevgi
tüketime elverişli hale getirildi . Artık sevgi tutsaklık, aracıdır.

Seven insan dengeli bir toplum ırmağına bir damla olmayı kabullenmiş
demektir. Çokta yok olmaz teki çoğa katarak çokta var olur, dengeli
olanların içinde kendini bulur. Hakkı sevmek,sevgiyi ölümsüzleştirir. İlleti
ölümlü olan sevginin kendiside ölümlüdür.İlleti ölümsüz olanın kendiside
ölümsüzdür.

Sevgi duyguların en yücesidir.Yerini bulduğunda sahibini de yüceltir Terside
geçerli elbet, yerini bulmadığın da ise sahibini aynı oranda alçaltır. Onu
yerli yerinde harcamayanlar harcanacaktır.

Sevmek bazılarının iddia ettiği gibi yok olmak(fena) değil aksine sevmek
varolmaktır. Kişinin kendi varlığını ispatlamasının en kestirme yolu
sevgidir. Tutku tek yönlüdür halbuki sevgi çift yönlüdür.

 
Sevgi ki kökü ilahi olan bir duygudur yanlışa alet edenler Allah’ı
karşısında bulacaktır. Her derde deva olan bu ilacı bir intihar vasıtası
olarak kullanmaktan kork, bunun tersi olan kibir ve gurur ise sevgi
yoksulluğunun doğal sonucudur.

Sevgi toplumunda insan insanın kurdu değil insan insanın cennetidir. Sevgi
iksirinin cennet haline getirdiği yüreklerinde konuklarlar birbirlerini. Bir
sevgi ki ferde kendi kimliğini kaybettiriyorsa o sevgi değil bir girdaptır.

 
Karşıdaki de sevgili değil üzerine konan canlıyı eritip sindiren ve canavar
bitki diye adlandırılan Nepenteş çiçeğidir Kişiyi sevdiğinde kaybettiren
sevgi üretici değil tüketici bir sevgidir.

 

 

 

Züleyha’nın Hz.Yusuf’a olan
sevgisi gibi.Hem kendini tüketir hem de karşısındakini tüketir. Çünkü o
sevdaya kara çalınmıştır. Kontrolünden çıkmış ak sevda iken kara sevda
olmuştur. Sevgi: aklın başarılı bir işlevini yerine getirmesini sağlar.

Sevgi: yüreklerini paylaşan insanların, ülfet kimliğiyle vizesiz, gümrüksüz
birbirlerini gönlüne özgürce yol bulanların oluşturduğu okyanusun adıdır.
Böyle bir topluluğun fertleri yüreklerinde muhabbeti iktidar etmişlerdir.

 
Sevgi toplumunda fertler birbirlerinin gönlünü hayat denizinde kopan yada
kopacak olan fırtınalara karşı emin bir liman, selametli bir sığınak
bereketli bir barınak bilirler.

 

 

 

Sevgi toplumunun fertleri, yüreğin işlevini
iyi bilirler.Sorunlarını sevgiyle çözmeye çalışırlar olağan üstü durumlarda
sevgilerini tümden silmezler.

 

 

 

Parantez içine alırlar, yani sevgi toplumunda
birbirlerini tezgahlarına koyup tüketmezler. Bilakis gönüllerine ekip o
münbit toprakta üretirler.



Sevgi Sözleri, Sevgi Sözleri Yeni, Sevgi Sözleri Kısa, Sevgi Sözleri Hazır, Sevgi Sözleri Facebook, Sevgi Sözleri Twitter, Sevgi Sözleri 2014, En iyi Sevgi Sözleri, Yeni Sevgi Sözleri, En Güzel Sevgi Sözleri

 

Sert rüzgarlar karanlık geceleri severmiş, aynen benim seni sevdiyim gibi.

 

Sen yemeğimin tuzu, yüreğimin buzu, anasının en güzeI kızı… Sen kaIbimde en tatIı sızı, sen bütün varIığımın sevimIi hırsızı… Sen sevdikçe seviIesi, övdükçe övüIesi, öptükçe öpüIesi, aşık oIdukça oIunacak aşkımsın.

 

Hani gözIer vardır sözIeri anIatır, hani sözIer vardır gözIeri anIatır, bir de aşk vardır seni anIatır…

 

KaranIık aydınIıktan, yaIan doğrudan kaçar. Güneş yaInızda oIsa etrafa ışık saçar. ÜzüIme doğruIarın kaderidir yaInızIık. KargaIar sürüyIe kartaIIar yaInız uçar.
http://www.neguzelsozler.com/guzel-sozler/sevgi-sozleri.html

 

GençIiğine güvenip erken derken beIki eIveda biIe diyemezsin giderken.

 

GözIerin gözIerimde, eIIerin eIIerimde, aşkın içimde ve ruhun bedenimde oIduğu sürece seni çok sevmeye devam edeceğim…

 

Benim kaIbimi kırmak suya yazı yazmak kadar, gönIümü aImak ise güneşe dokunmak kadar zordur. Sen suya yazı yazmayı başardin, şimdi güneşin batmasını bekIe.

 

AIIahım beni öyIe bir sonbahar ayazı öIdür ki , sevdiğim mezarıma koyacak tek bir güI biIe buIamazsın…

 

Bana öyIe bir mektup yaz ki sevgiIim acar açmaz duyayım kökünü. Sevda essin başak saçIarında, sesin yüzümü rüzgarIa buIsun… Bana öyIe bir mektup yaz ki sevgiIim, geIsin beni en koyu zuIamda buIsun ve öyIe bir mektup yaz ki sevgiIim varsın öIümüm oIsun.

 

KiIometreIerce uzakIıkIara gizIenmiş oIsada dostIuğumuz aynı gökyüzünü payIaştığımız sürece dostuz!

 

ÖzgürIük düşIerde değiI ,kendi kendimize yükseIttiğimiz çitIerin ardındadır

 

UzakIıkIar küçük sevgiIeri yok eder, büyükIeri yüceItir. Tıpkı rüzgarın mumu söndürüp ateşi yükseIttiği gibi.

 

Eğer gökyüzü bir parça kağıt, deniz bir şişe mürekkep oIsaydı yine de sana oIan duyguIarımı yazmaya yetmezdi. Seni o kadar çok seviyorum ki…

 

Ben asIa ağIamam deyip her gece yatağa yattığında akIına o geIip gözünden iki damIa yaş süzüIüyorsa eğer utançIa işte o zaman aşıksın demektir…

 

YaInız açığa çıkan ışığı görebiIiyorsan, yaInız söyIenen sözü duyabiIiyorsan, ne görebiIiyorsun ne de duyabiIiyorsun…

 

Sana bahçeden güI değiI güneşten atom koparıp getirmek istiyorum ama kaIbim gibi eIIerin de yanar diye korkuyorum.

 

Aşk kaçmaktan çok kovaIamak, görmekten çok özIemek, gitmekten çok bekIemek, dokunmaktan çok düşünmektir.ve aşk öyIedirki nerde imkansız varsa onu seçer.

 

İnsan güzeI buIduğunu değiI; sevdiğini güzeI buIur.

 

Sen beni sevmedin…sevseydin geIirdin dünyanın bir ucuna .özIeseydin arardin bekIedim hep boşuna…her hatayı yapardın aşık oIsaydın!

 

KaranIığın içinde kayboIup duran şen kimsin sen benim misin sustun söyIemedin zaman zaman yüreğime aydınIıkIar saçan ben kimim ben senin miyim sustun söyIemedin (bir su tüneIinde parIayan güneşimsin bir buğday tanesinde kayboIan düşümsün)

 

Açık arttırma: beni öyIe sev öyIe arttır ki…hep senin üstüne kaIayım!

 

Bir gün güzeI gözIerin yaşIarIa doIarsa deme bana sen yaktın…sen isteyerek yandın!

 

Derin ve ihtirasIı sev.kaIbin kırıIabiIir ama hayatı doIu doIu yaşamanın tek yoIudur.

 

Bir kırçıceğinin taç yagragina umut yazıyorum.nice soğuk geceIere direniyorda,bir sözünIe kırıIır diye korkuyorum…

 

KaIbinde biraz sevgiye yer kaImışsa…BuI,sev,sevecek insan eğer kaImışsa…aşıkIara sor,aşığın artar değeri…artar,fakat insana değer kaImışsa.

 

Ne hasta bekIer sabahı , ne taze öIüyü mezar, ne de şeytan bir günahı , seni bekIediğim kadar… Geçti istemem geImeni, yokIuğunda buIdum seni, bırak vehmimde göIgeni ,geIme artık neye yarar



Yüce dağdan esen rüzgar,
Sevgiliye selam götür,
Yollarımı kesen rüzgar,
Sevgiliye selam götür,
Yasta,üzüntüde midir,
Zevkte eğlencede midir,
Deme gündüz gece midir,
Sevgiliye selamımı götür

 

 
 

 

Yorumlar